Lilypie First Birthday tickers

Lilypie First Birthday tickers

23 Ekim 2010 Cumartesi

4. nesil

Ekim ayının sonlarına geliyoruz. Meleğim 2 aylık oldu bile. Zaman su gibi akıp gidiyor...

Gürkan'ın da işlerini ayarlaması sonucu, kendimizi İzmir yollarında buluyoruz. Jetta'da yine adım atacak yer yok. Bavullara ilave olarak bir de minik ısıtıcıyı sığdırdık araca. Allahtan yer kalmadı da, Bora'nın yatak şiltesini de almadık yanımıza...

Bora yolculuk boyunca uyuyor. Neredeyse ben uyandırmasam, beslenmek bile istemeyecek. İlk ay kimsenin yanında emziremeyen çünkü bundan utanan ben, kamyonların cirit attığı devlet karayollarının üstünde oğlumu besliyorum.

Biraz oyalanarak, biraz keyif yaparak, Bora'yı da üzmemeye çalışarak akşam saatlerinde İzmir'e varıyoruz. Eve ulaşmamıza en fazla 45 dakika var.

Çok heyecanlı ve bir o kadar da meraktayım. Acaba dedem ve Bora anlaşabilecekler mi? Dedem, Bora'yı görünce ne yapacak? Ne diyecek?

Tüm bu soruların cevaplarını akşam geç saatlerde alıyoruz. Çok büyük bir mutluluk anı. 9o'lı yaşlarını süren dedem ile, daha ilk aylarındaki oğlumun tanışması.

Bora olanları farkında mı bilmiyorum, ama algı seviyesi belirli bir noktaya geldiğinde ilk yapacağım işlerden biri resimlerle o günleri anlatmak olacak.

Dedem ise çok çok mutlu. Torunun çocuğu ile konuşmak, gülmek ona farklı bir enerji ve güç veriyor sanki!


Vedalaşırken, seneye bu zamanlarda el ele tutuşup yürüme sözü veriyorlar birbirlerine.
 

En az Michelangelo'nun tablosu kadar etkileyici,
öyle değil mi?


30 Ağustos 2010 Pazartesi

Askeri İnek...

Hamileyken pek çok eğitime gitmiştim. Yoga kursu, hastane kursu, hediye edilen  4 haftalık psikolog çalışması...

Her yerde dendi ki "ilk aylarda bebeğinizi sık emzirin, uyanmazsa 2-3 saatte bir siz uyandırın ve emzirin." Bu cümle tüm hamileliğim boyunca slogan haline gelmişti. Psikolojik olarak da kendimi hazırlamıştım, her 3 saatte bir uyandırıp, emzirmeye...

Hastanede kaldığımız süre boyunca Enis Bora'mız 3 saatte bir gibi bir zamanlama ile uyanıp emmek istiyordu. Şahene, herşey kitabına uygun gidiyor...

Ama o da ne? Eve geldiğimiz ilk günden beri oğlum geceleri 1-1,5 saatte bir uyanıyor ve emmek istiyor. Hani 3 saatte bir olacaktı? 1,5 saatte bir emmek hiç planda yoktu, kitaba da uygun değil!

Bu "askeri inek" durumu ne kadar daha devam edecek bilmiyorum ama biri bana yardım edebilir mi????

12 Ağustos 2010 Perşembe

Hikayenin devamı var...

Artık odamızdayız meleğim. Sevgilim, sen ve ben. Diğerlerini hiç görmüyor gözüm. Varsa yoksa sen. Biran önce bu dünyadaki ilk bağımızı kurmak istiyorum, ilk emzirme anını yaşamak istiyorum, sessizlik içinde...

Senin ve benim paylaştığımız dünyamızın dışında büyük bir hengame var meleğim. Herkes senin dünyaya gelişini kutluyor, baban telefonlara yetişemiyor, hemşireler etrafımızda pervane. Bir kısmı seninle bir kısmı benimle ilgileniyor. Biz ise seninle sadece iki kişilik dünyamızda sessizliği paylaşıyoruz.

Saniyeler, dakikalar, saatler geçiyor, çevremizde pek çok arkadaşımız. Ama ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Senin için güç toplamaya çalışıyorum. Uzun süreli heyecan, gerginlik ve açlık neden oldu diyorum. Besin ve serum takviyeleri işe yaramıyor.

Saat 21:00 ve beni tekrar doğumhaneye alıyorlar meleğim. Aklımdan geçen tek dua, babanın sana iyi bakması. Sonrası karanlık...

Sabah yoğun bakımda öğreniyorum herşeyi; atoni geçirdiğimi ama tehlikeyi atlattığımı, pek çok sevgili dostumun bana kan vermek için verdikleri çabayı...Kendimi çok bitkin, yorgun hissediyorum. Böyle mi olmalıydı? ilk gecemizi ayrı mı geçirmemiz mi gerekiyordu? Hiç hayal ettiğim gibi değil bu hikayenin devamı, hem de hiç...

Şimdi artık herşeyi unutma ve yeniden kucaklaşma vakti, merhaba meleğim, ben annen...